Fethi Naci: Eleştiri Yazını Deyince…
‘Emek gücünün beyin gücünden daha değerli olduğu tek ülke belki de Türkiye’dir. Emek gücü adına sevinmeli mi, beyin gücü adına yerinmeli mi? Bırakın ‘eleştirinin düzeyi’ni, hala ‘eleştiri’ varlığını sürdürüyorsa buna şükredin!”
Bu sözler, Türkçe edebiyatın en önemli eleştirmenlerinden biri olan Fethi Naci’ye ait. Naci, Semih Gümüş’ün hazırladığı “Fethi Naci’ye Armağan” (Oğlak Yay.) kitabında, kendisine yöneltilen eleştiriyle ilgili bir soruyu cevaplarken ifade ediyor bu yargısını.
Tersini düşünmek, Naci’ye katılmamak mümkün değil. En başta, Naci’nin de belirttiği gibi, eleştiri, çok zaman, çok emek ister. Bunun için eleştirmen, mümkün olduğunca başka bir işle uğraşmamalı. Bu, romancı, tiyatrocu, şair için de geçerlidir elbette. Artan zamanda edebiyatla uğraşmak, her zaman iyi romancı, iyi şair, iyi eleştirmen olma olanağı sağlamıyor. Bütün zamanını edebiyata verebilmesi için, yapıtlarından geçinebilmesi gerekiyor edebiyatçının. Ama Türkiye koşullarında, bir kaç yazar dışında, yazdıklarıyla geçinebilen ve doğal olarak bütün zamanını yazmaya ayırabilen edebiyatçı yoktur.
Fethi Naci, aynı kitapta, buna örnekler de veriyor: “Bakın eleştirmenlerin haline: Memet Fuat Adam Yayınları’nda çalıştı; Doğan Hızlan, Hürriyet’te yayın danışmanı; Ahmet Oktay, yıllarca TRT’de, gazetelerde çalıştı; Atila Özkırımlı, eleştirmenliği ikinci plana atıp edebiyat tarihçiliğine ağırlık verdi; rahmetli Asım Bezirci, emekli oluncaya kadar muhasebe işlerinde çalıştı; Füsun Akatlı, bir reklam şirketinde çalışıyordu, sonra dramaturgluğa başladı, şimdi ne yapıyor, bilmiyorum; siz, Semih Gümüş, bütün gün Adam Yayınları’nda çalışıyorsunuz; ben, bu yaşımda, hala kitap kolisi yapıyorum, hala faturalarla, irsaliyelerle, KDV beyannameleriyle, vb. uğraşıyorum.”
Ama Türkiye’de edebiyat eleştirmenini bekleyen sıkıntılardan sadece biridir ekonomik sorun. Öte yandan, iki-üç bin basan romanların, bin basılan şiir kitaplarının eleştirisini kim, kaç kişi okur ki?
Bir de yazarın/şairin eleştiriye tahammülsüzlüğü var ki, o bambaşka bir sorundur eleştirmen için. Kitabı hakkında övgüyle karşılaşınca kendini ve kitabını yere göğe sığdıramayan yazar, bunu hak ettiğini düşünür. Ancak hataları, eksikleri gösteren bir eleştiriye hiçbir yazarın tahammül gösterdiği görülmemeşitir. En basit tepkisi, “O da eleştirmen mi? O benim yazdığımdan ne anlar?” olur. Giderek, etikten, estetikten uzak, kaba cevaplar, ideolojik savunmalar, efelenmelerle eleştirmene karşı çıkar, yerin dibine batırmak için elinden geleni yapar.
Edebiyat eleştirmenliği, bu nedenle, hep belalı bir “iş” olageldi Türkiye’de. Bu yüzden eleştirmenlik, ancak edebiyat sevgisiyle yapılır. Tezlerini doğrulayacak birikimin yanında, bütün saldırılara dayanacak, karşılık verecek cesarete, morale gerekisinim duyar. Yoksa edebiyattan, edebiyatçıdan soğumaması için, eline bir daha kalem alması için hiçbir neden kalmayacaktır geriye.
Fethi Naci de pek çok saldırıya uğradı. Önce devlet tarafından: “İnsan Tükenmez” kitabı nedeniyle, yargılandı ve hapis yattı. Ama bu kitabıyla, eleştiri alanındaki yetkinliğini ve sonraki çalışmalarının niteliğini de göstermiş oldu. Bu kitapla ilgili olarak aynı konuşmada şunları söylüyor Semih Gümüş’e: “İnsan Tükenmez’deki yazılar, Marksizmin klasiklerinden ve Fransız Marksistlerinden öğrendiklerimi edebiyatımızın sorunlarına uygulama çabası, diye değerlendirilebilir.”
Naci, her eleştirmen gibi, eleştirdiği roman ve hikaye yazarları tarafından da saldırıya uğradı zaman zaman. Ama şu da bir gerçektir: Her romancı ya da hikayeci, kitabı yayımlandığında, Fethi Naci’nin bir şeyler, dahası övücü şeyler yazmasını bekler. Çünkü tespitlerinin, eleştiri kriterlerinin sağlamlığının farkındadırlar; yazardan çok yapıtla ilgilendiğini bilirler Fethi Naci’nin.
Fethi Naci’nin okuru da güvenir kendisine. Onun beğendiği, övgüyle söz ettiği kitap, okurlarını hayal kırıklığına uğratmamıştır da ondan. İtiraf etmeliyim, ilk okuduğum eleştirmen değildir belki, ama eleştiri yazılarını, kitaplarını büyük ilgi ve keyifle okumaya, Fethi Naci’yle başladım. Gösteri dergisini, 1980′li yıllarda, bir de onun yazıları için alırdım.
Bunda onun analitik yönteminin, ironisinin, denemeci yanının ve dili kullanma becerisinin de büyük payı vardır.
1927 doğumlu olduğuna göre, bugün 77. yaşını sürdürüyor Fethi Naci. Edebiyata yarım yüzyıldan fazla bir süredir emek veren Naci’nin, eleştiri ve deneme kitaplarını kitapçılarda kolayca buluyor olmak, okur ve genç yazarlar için bir nimettir, diye düşünüyorum…
vecdierbay@hotmail.com
Özgür Politika, 02 Nisan 2004